İskandinav
mitolojisi
Dünya ağacının gölgesinde tanrılar, insanlar ve devler. Evrenin doğuşundan Ragnarök’e uzanan bir anlatı dünyası.
Kamu malı · Wikimedia Commons
Eddalar
İskandinav mitolojisi, Hıristiyanlık öncesi Kuzey Avrupa’nın tanrılar, insanlar ve olağanüstü varlıklar çevresinde şekillenen anlatı dünyasıdır. Bu öyküler yüzyıllar boyunca sözlü olarak aktarılmış, şiirlerde ve Orta Çağ elyazmalarında korunmuştur. Arkeolojik buluntular ve yer adları da bu inanç dünyasının izlerini taşır.
Şiirsel Edda, tanrıları ve efsanevi kahramanları konu alan şiirlerden oluşur. Snorri Sturluson’un 13. yüzyılda hazırladığı Düzyazı Edda ise mitolojik anlatıları şiir sanatının diliyle birlikte ele alır. İki eser, İskandinav mitolojisinin başlıca yazılı kaynakları arasındadır.
Bu metinlerin yazıya geçirildiği dünya büyük ölçüde Hıristiyanlaşmıştı. Dolayısıyla anlatılar, Viking Çağı inançlarının değişmeden korunmuş kayıtları değildir. Çekiç biçimli muskalar, resimli taşlar ve runik yazıtlar, yazılı metinlerin yanında değerlendirilen başka izlerdir.
Evren ve Yggdrasil
Yaratılış anlatısında Odin ve kardeşleri, ilk varlıklardan Ymir’in bedeninden dünyayı kurar. Eti toprağa, kanı sulara, kemikleri dağlara, kafatası gökyüzüne dönüşür. Böylece yaşamın sürdüğü dünya, başlangıçtaki varlığın parçalarından biçimlenir.
Bu evrenin merkezî imgelerinden biri Yggdrasil’dir: dalları göğe uzanan, kökleri farklı bölgelere ulaşan büyük dünya ağacı. Tanrıların toplantıları, bilgelik kuyuları ve kaderle ilişkili Nornlar onun çevresinde yer alır. Asgard tanrıların, Midgard insanların yaşadığı çevredir; Jotunheim ise jötnar denilen, çoğunlukla dev olarak çevrilen varlıklarla ilişkilidir.
Yggdrasil’in dallarında ve köklerinde hayvanlar yaşar. Geyikler yapraklarını yer, Nidhogg köklerini kemirir; Nornlar ağacı besleyerek kurumasını önler. Tanrılar ile jötnar arasında da sürekli bir hareket vardır: savaşların yanı sıra evlilikler, yolculuklar ve ortak şölenler anlatılır.
Tanrılar ve figürler

Odin
Tüm tanrıların en yaşlısı ve en yücesi. Pek çok sırrı haiz. Bir gözünü bilgelik uğruna feda etti. Dünya ağacı Yggdrasil’e kendini astı ve dokuz gece boyunca orada asılı kaldı. Böğrü bir mızrağın ucuyla deşildi ve onu ölümcül yaraladı. Rüzgarlar ağaca asılı bedenini sallayıp sarstı. Dokuz gün dokuz gece boyunca ağzına ne bir lokma koydu ne de bir şey geçti boğazından. Orada, acı içinde hayat ışığı yavaşça söndü.
Üşümüş, ıstırap içinde tam ölmek üzereyken fedakarlığı karanlık meyvesini verdi: Acıdan kendinden geçerken aşağı baktı ve rünler orada kendilerini gösterdi. Herkesin babası onları tanıdı, ne olduklarını ve kudretini anladı.
Pek çok adı vardı Odin’in. Herkesin babası, darağacı tanrısı, üçüncü, tek gözlü.
Dünyayı insanların gözünden görmek için tebdili kıyafetle seyahat eder. Pelerinli ve şapkalı, uzun bir adam olarak karışır.

Thor
Odin’in oğlu, namı diğer gök gürleten. Babası ne kadar kurnazsa o kadar özü sözü bir, babası ne kadar hilebazsa o kadar iyi huylu.
Devasa, kızıl sakallı ve tüm tanrılardan fersah fersah kuvvetli.
Thor’un silahı cücelerin dövdüğü, olağanüstü çekiç Mjollnir’dir. Ölen yıldızın kalbinde dövülmüş ve tanrıya layık olmuştur.
Thor Asgard ve Midgard’ın koruyucusudur. Midgard’da oluşan yıldırımların ve gök gürültülerinin sebebi Thor’dur. Çekicini her örse vurduğunda yıldırım oluşturur gök kubbede.

Loki
Çok yakışıklı. Mantıklı, ikna edici, sevilesi ve tüm Asgard’dakilerden açık ara daha oyunbaz, sinsi ve kurnaz. İçinin bunca karanlıkla; öfke, kıskançlık ve hırsla dolu olması çok yazık. Uçan ayakkabıları sayesinde Loki gökte yürür ve şekil değiştirerek başka insanların suretine ya da hayvanların şekline bürünür.
Loki’yle Odin kan kardeşidir. Asgard’a nasıl ve ne zaman geldiği bilinmez. Tüm tanrılar ona müsamaha gösterir çünkü hileleri ve planları onların başına dert açtığı kadar onları beladan kurtarır.

Heimdall
Heimdall, Himinbjörg’de, Bifröst’ün göğe ulaştığı yerde oturur. Tanrıların gözcüsüdür; köprüye dağ devlerinin yaklaşmasını engellemekle görevlidir. Gylfaginning’de kuştan daha az uyuduğu, geceyi ve gündüzü aynı açıklıkla gördüğü, otun büyümesini ya da koyun yününün uzamasını duyabildiği anlatılır.
Onun borusu Gjallarhorn’dur; sesi bütün dünyalara ulaşır. Ragnarök’ün işaretleri ortaya çıktığında boruyu çalar, tanrıları uyandırır ve onları bir araya çağırır.
Son savaşta Heimdall ile Loki karşılaşır; anlatı her iki figürün de bu düelloda öldüğünü söyler. Böylece Heimdall, anlatının başında eşiği gözeten bir koruyucuyken sonunda yaklaşan yıkımın habercisi hâline gelir.

Tyr
Gylfaginning anlatısında Tyr, cesareti ve savaşta zaferle ilişkilendirilen tanrıdır. Onu belirleyen özellik, yalnızca gücü değil, geri dönülmez sonucu bilerek üstlendiği sorumluluktur.
Tanrılar Fenrir’i cücelerin yaptığı Gleipnir bağıyla zincirlemek istediğinde kurt, bir tanrının elini ağzına güvence olarak koymasını ister. Bunu yapmaya yalnız Tyr razı olur. Fenrir bağın çözülemeyeceğini anlayınca Tyr’in sağ elini koparır; anlatı bu sahneyi onun cesaretinin bedeli olarak kurar.
Ragnarök’te Tyr, Gnipahellir yakınında bağlarından kurtulan Garmr ile karşılaşır. Gylfaginning, bu dövüşte ikisinin de birbirinin ölümüne sebep olduğunu söyler.
Freyja
Aşk ve bereketin yanında savaşla ve seiðr adı verilen büyü pratiğiyle bağlantılıdır. Savaşta ölenlerin yarısını Fólkvangr’da kabul eder. Böylece yaşamın çoğalması kadar savaş ve ölümle de ilişki kurar.
Ragnarök

Herkes tarafından sevilen Baldr ölmüştü ve tanrılar hala onun yasını tutuyordu. Gri yağmurlar yağıyordu durmadan, diyar yoksundu sevinçten. Her şey böyle başladı işte. Tanrıların alacakaranlığını tetikleyen olay buydu tam olarak.
Şimdiye dek vuku bulan her şey anlatıldı. Şimdi gelecek günler anlatılacak.
Sonun nasıl geleceğini ve bir kez daha nasıl başlayacağı anlatılacak. Karanlık günler hakkında olacak bu anlatılar. Dünyanın sonu ve tanrıların ölümüyle ilgili olacak aynı zamanda.
Zamanın sonunun gelmek üzere olduğunu nasıl bileceğimizin hikayesi bu. İnsanların zamanında vuku bulacak her şey, tanrıların çağından çok uzaklarda henüz. Her şeyi gören Heimdall hariç, tüm tanrılar uykudayken gerçekleşecek. Heimdall her şeyi başından beri izleyecek ancak gördüklerini engelleyecek güçten yoksun olacak. Kış ile başlayacak.
Normal bir kış olmayacak bu. İlk kar zerresi düştüğünden itibaren devam edecek. Kış kışı izleyecek. Bahar gelmeyecek, ısınmayacak havalar. İnsanlar acıkacak, üşüyecek ve öfkelenecek. Tüm alemde büyük savaşlar gerçekleşecek.
Kardeş kardeşle dövüşecek, babalar oğulları öldürecek. Anneler ve kız çocukları birbirine düşecek. Kız kardeşler kız kardeşlerle savaşacak ve sıraları geldiğinde çocuklarının birbirlerini öldürdüklerini izleyecek.
Alacakaranlık çökecek dünyaya ve insanların yaşadığı yerler harap olacak.
Gökteki güneş kaybolacak. Adeta bir kurt tarafından yutulmuş gibi bir anda ortadan kaybolacak. Ay’da yok olacak. Artık kimse yıldızları göremeyecek. Karanlık kaplayacak havayı.
Bu, Fimbulwinter denen sonu gelmez korkunç kış mevsimi olacak.
Sonrasında büyük depremlerin zamanı gelecek. Dağlar sallanacak ve paramparça olacak. Ağaçlar devrilecek ve insanların yaşadığı yerlerden arta kalanlar da yok olacak.
Depremler o kadar büyük olacak ki bütün bağlar, prangalar, zincirler ve bukağılar yok olacak. Her biri.
Okuma kaynakları
- İsveç Tarih Müzesi: Eddalar ve mitolojinin kaynakları; mitolojik evren.
- İsveç Tarih Müzesi: Odin, Thor ve Freyja.
- Snorri Sturluson, Gylfaginning, 34: Tyr ve Fenrir; 51: Tyr ile Garmr.
- Snorri Sturluson, Gylfaginning, 27; Ragnarök anlatısı.
- Snorri Sturluson, Düzyazı Edda, Gylfaginning: Yggdrasil ve Ragnarök anlatıları. Rasmus B. Anderson’ın İngilizce çevirisi.